And Dağları’nın zirvesinde, deniz seviyesinden 5 bin 100 metre yükseklikte konumlanan La Rinconada kasabası, zengin altın kaynakları ve zorlu yaşam koşullarını bir araya getiriyor. Dünyanın en yüksek yerleşim birimi olan bu kasabada, altyapı eksikliğiyle boğuşan binlerce insan, altın arayışı için mücadele vermekte.
Zorlu Koşullar ve Altyapı Eksikliği
La Rinconada, And Dağları’nın sert coğrafyasında yer aldığından, burada havadaki oksijen seviyesi normalin yaklaşık yüzde 50 gerisinde. Yıl boyunca ortalama sıcaklığın 1°C civarında seyrettiği bu bölgede, evlerin çoğunluğu ısıtma sistemine sahip olmayan teneke saclardan yapılmış.
Kasabadaki temel altyapı hizmetleri, kanalizasyon, çöp toplama ve temiz su şebekesi gibi unsurları içermiyor. Sokaklarda biriken atıklar, çöp ve cıva atıkları çevre ile eriyen buzul sularına karışarak ciddi bir sorun oluşturuyor.
Madencilik Sistemi ve Çalışma Koşulları
La Rinconada’daki madencilik faaliyetlerinde resmi bir maaş sistemi uygulanmıyor. Burada geçerli olan “Cachorreo” adı verilen çalışma düzeninde, madenciler ilk 30 gün boyunca herhangi bir ücret almadan maden şirketleri için çalışmakta.
Ayın son gününde, madencilere sırtlarında taşıyabilecekleri kadar maden filizini ve taşı dışarı çıkarma izni veriliyor. Ancak çuvallardan çıkacak altın miktarı tamamen şansa bağlı olarak değişiyor.
Kadınların Rolü ve Güvenlik Sorunları
Bölgedeki batıl inançlar nedeniyle, kadınların maden tünellerine girmesine izin verilmiyor. Kasabada yaşayan kadınlar, maden dışına çıkarılan atık taşları ayıklayarak (Pallajeras) yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Topraktan altını ayırmada yoğun olarak kullanılan cıva, hava ve su kaynakları üzerinde ciddi riskler oluşturmakta. Ayrıca, bölgede güvenlik güçlerinin yetersizliği sebebiyle asayiş sorunları sıkça yaşanmakta.
