Görülen göç destanı, her yıl binlerce kilometreyi şaşırmadan kat eden kuşların aynı bölgelerde toplanabilmesini doğanın en etkileyici sırlarından biri yapıyor. Uzun süredir bu şaşırtıcı yön bulma yeteneğinin Dünya’nın manyetik alanıyla bağlantılı olduğu bilinse de, mekanizmanın vücutta nasıl işlediği netleşememişti. Son bilimsel çalışmalar ise karaciğerde bulunan özel hücrelerin, kuşların doğal pusulasında önemli bir rol oynayabileceğini göstererek bu alandaki araştırmalara yeni bir bakış kazandırıyor.
Kuşlar, yalnızca güneşe ya da yıldızlara bakarak yön tayin etmiyorlar; özellikle gece saatlerinde ve kapalı havalarda Dünya’nın görünmeyen manyetik alanını algılayarak rotalarını belirleyebiliyorlar.
Bu biyolojik kapasite sayesinde kuşlar rotalarını bulmada tek bir mekanizmaya bağlı kalmıyor; bilim insanları, navigasyon sisteminin birden çok biyolojik süreçinin birlikte çalışmasından doğduğunu düşünüyor.
1. Manyetik parçacık teorisi
Bu görüşe göre kuşların gaga bölgesinde bulunan mikroskobik manyetik parçacıklar, Dünya’nın manyetik alanına tepki vererek yön bilgisinin oluşmasını sağlıyor.
2. Hücresel sinyal mekanizması
Bir başka teori ise hücrelerde bulunan bazı iyon kanallarının manyetik değişimleri algılayarak sinir sistemine sinyal gönderdiğini öne sürüyor.
3. Retina teorisi
Araştırmalar, gözde bulunan bazı ışığa duyarlı pigmentlerin manyetik alanı algılayabildiğini gösteriyor. Ancak bu sistem yalnızca yeterli ışık bulunduğunda çalışabiliyor.
Bu nedenle bilim insanları, kuşların gece göçlerini açıklamak için farklı mekanizmaların da devrede olması gerektiğini düşünüyor.
Son araştırmalar, karaciğerde bulunan ve demir bakımından oldukça zengin olan bazı bağışıklık hücrelerinin manyetik alan değişimlerine tepki verebildiğini ortaya koyuyor.
Karaciğer, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması sonucu oluşan demirin depolandığı organlardan biri olduğu için yüksek miktarda demir içeriyor.
Bu demirin, Dünya’nın manyetik alanıyla etkileşime girerek yön bulma sistemine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Bilim insanları, yön bulma yeteneğini incelemek amacıyla gerçekleştirilen deneylerde kuşları iki farklı gruba ayırdı.
İlk grupta karaciğerdeki belirli bağışıklık hücrelerinin sayısı azaltılırken, ikinci grup doğal hâliyle bırakıldı.
Kapalı hava koşullarında yapılan deneylerde;
Ancak güneşli havalarda her iki grubun da rotalarını bulabilmesi, kuşların yalnızca manyetik alanı değil güneşi de navigasyon sistemi olarak kullandığını ortaya koydu.
Araştırmalar, kuşların tek bir biyolojik pusulaya sahip olmadığını düşündürüyor.
Bilim insanlarına göre yön bulma sırasında bu mekanizmaların aynı anda birlikte çalışıyor olabilir.
Bu çok katmanlı sistem sayesinde kuşlar zorlu hava koşullarında bile doğru rotayı belirleyebiliyor.
Araştırmacılar, benzer mekanizmaların yalnızca kuşlarda değil, farklı canlı türlerinde de bulunabileceğini değerlendiriyor.
Gibi canlıların da Dünya’nın manyetik alanını algılayarak yön bulduğu düşünülüyor.
Bu durum, manyetik duyunun hayvanlar aleminde sanılandan çok daha yaygın olabileceğini gösteriyor.




















Yorumlar kapalı.